Hastalık Döneminde Spor ve Beslenme

Mevsim geçişlerinin başlamasıyla birlikte birçoğumuz soğuk algınlığı, grip, nezle vb. hastalıklara yakalanabiliyoruz. Bunun sonucunda da gündelik hayatımızda yer edinen spor ve beslenme aksamaya uğrayabiliyor. Peki hem kendimizi daha iyi hissetmek hem de çok zorlamadan spora devam edebilmek ve yeterli beslenebilmek için nasıl bir yol izleyebiliriz?

Aslında spora engel olan hastalığımızın çeşididir. Mesela soğuk algınlığınız varsa egzersiz yapmanız sorun değildir ama ateşiniz varsa yapmamanız gerekir. Bu konuyla ilgili yapılan bir çalışmada rinovirüs (soğuk algınlığı virüsü) ile enfekte olan iki grup insan incelendi. Bir grup kontrol grubu olarak hareket etti ve evde kaldılar, diğer grup ise aktif yaşam tarzlarına devam etti. Her iki grupta yakından izlendi. Sonuç olarak hastalığın iyileşme sürecinde bir değişiklik olmadı ama gündelik yaşamına devam eden, egzersiz yapan grup iyileşme sürecinde kendilerini daha iyi hissettiklerini bildirdi. Spor ilaçları üzerine uzmanlaşmış tıp doktoru Lewis G. Maharam ise bu konuyla alakalı açıklamayı şu şekilde yapıyor: ” Spor yapmak ve vücut sıcaklığınızı yükseltmek öncesinde zaten ateşiniz varsa tehlikelidir çünkü bu sizi daha da hasta edebilir.” Ayrıca eğer ateşiniz 38.3 C dereceden fazla ise egzersiz yapma seçeneğinin dışarıda bırakılmasını söylüyor. Yine aynı şekilde kişisel antrenör ve egzersiz fizyoterapisti olan Geralyn Coopersmith “Genel kural olarak hastalığınız eğer sadece biraz burun akması şeklindeyse biraz ilaç alıp çok hasta hissetmediğiniz sürece antrenman yapmanızda sorun yok. Ama eğer bronş daralmanız varsa antrenman yapılması önerilmez.” şeklinde ifade ediyor. ” Sınırlarınızı bilmelisiniz. Eğer biraz kötü hissediyorsanız koşmak yerine yürüyüş yapmayı tercih edebilirsiniz. Yoğunluğu azaltın ya da yoga ve pilates gibi rejeneratif bir aktivite yapın çünkü eğer iyi hissetmiyorsanız sürat koşunuzu yapmanız için muhtemelen en iyi gününüz olmayabilir.” Bu araştırma ve söylemlerden yola çıkarak hasta olduğumuz dönemlerde eğer hastalığımız çok ciddi değilse her ne kadar dinlenmeye ve iyileşmeye zaman ayırmamız gerekse de kendimizi çok zorlamadan gündelik hayatımıza, spora devam etmemiz bizi moral ve motivasyon açısından ayakta tutacaktır.

Tabi bu süreçte beslenmemiz de hem daha hızlı iyileşebilmemiz hem de antrenmanlarda enerji kaybı yaşamamamız açısından büyük önem taşıyor. Bunun için örneğin doğal besinlerden olan domatesi pişirerek tüketebilirsiniz. Domates, A ve C vitamini açısından oldukça zengin bir meyvedir. İçerisinde bulunan en önemli antioksidanlardan biri olan likopenin pişirme işlemi ile birlikte vücutta emilimi artar. Zeytinyağı ilavesi ile de biyo-yararlılığı artar. Bu faydalarından dolayı domatesi bu süreçte yemeklerinize ve salatalarınıza eklemeyi ihmal etmeyin. Bir diğer öneri ise pancar suyudur. Pancar suyu, içerisinde bulunan nitrat ile kan akışının düzenlenmesine ve hücrelerin oksijen alışına destek olur. Bu sayede kas ağrılarının önüne geçer. Bu dönemde günde 2 bardak pancar suyu içmeniz kendinizi daha enerjik hissetmenizi sağlayacaktır.

Beslenmenizde histamin içeren besinlerden ise uzak durmanız gerekmektedir. Çünkü üst solunum yolu enfeksiyonlarında vücutta oluşan şikayetlerden sorumlu olan ana madde histamindir. Histaminden zengin olan besinlerde ilk sırada mayalı besinler bulunmaktadır. Turşu, sirke, yoğurt, ayran histamini ve histaminin vücutta salgılanmasını arttırmaktadır. Ama bunların tüketimini tamamen kesmek yerine sınırlandırmak böylece bağışıklığı güçlendirici faydalarından da mahrum kalmamak doğru olacaktır. Sucuk, pastırma, sosis, salam gibi işlenmiş etler de histamin açısından zengin gıdalardır. Sağlıklı beslenmek için sadece hastalık zamanlarında değil genel olarak bu işlenmiş gıdalardan uzak durmanız gerekmektedir.

İnek sütü de yine histamin salgılatan besinler arasındadır. Dolayısıyla soğuk algınlığı durumlarında süt değil yoğurt ve kefir tercih edip bunu da günde 400 mL ile sınırlandırmak gerekmektedir. Sanılanın aksine soğuk algınlığı durumlarında yeşil çay, siyah çay ve mate çayı da bu dönemde tüketilmesi önerilmeyen içeceklerdir. Bu çaylar vücutta soğuk algınlığı komplikasyonlarının daha çok yaşanmasına sebep olmaktadır.

Bunların yerine ıhlamur, adaçayı gibi hastalık bulgularının iyileşmesine yardımcı olacak çayların tercih edilmesi tavsiye edilmektedir. Vitamin olarak ise C vitamini, bağışıklık sistemini enfeksiyonlara karşı destekleyen en önemli vitaminlerden biridir. Gerek hastayken gerek hasta olmadan önce tükettiğiniz besinlerin içinde C vitamini olmasına dikkat edin. Doktorunuza ve eczacınıza danışarak C vitaminini temin edip günlük olarak da tüketebilirsiniz.

Son olarak bu dönemde daha iyi hissetmek ve daha hızlı iyileşmek için;

– Evde kalın ve dinlenin

– Su ve sıcak içecekler tüketin

– Semptomlarınızı tedavi edin

– Güzel ve dengeli beslenin

– Eğer ateşiniz ya da ciddi bir rahatsızlığınız yoksa spora ve gündelik yaşamınıza devam edin

– İhtiyaç duyduğunuzda hastaneye gitmeyi ve doktorunuza danışmayı unutmayın!

İÜSEK’le kalın, sağlıkla kalın!

Yazan: Nehir YILMAZ – Akademik Yayın Ekip Üyesi

Başa dön tuşu